HDP Muş Belediye Başkan Adayı: Sırrı Sakık

HDP Muş Belediye Başkan Adayı: Sırrı Sakık

Yargıtay’dan HÜDA PAR yöneticilerine yönelik skandal karar

Yargıtay’dan HÜDA PAR yöneticilerine yönelik skandal karar

“Öğretmenlik ebedi cehennemden can kurtarma mesleğidir”

“Öğretmenlik ebedi cehennemden can kurtarma mesleğidir”

“İslami ahlakı bozan diziler izliyorsanız bilin ki Alileri yetiştiremezsiniz”

“İslami ahlakı bozan diziler izliyorsanız bilin ki Alileri yetiştiremezsiniz”

HÜDA PAR’dan iç gündeme ilişkin önemli değerlendirme

HÜDA PAR’dan iç gündeme ilişkin önemli değerlendirme

Aidiyet Duygusu
  • KonukYazar
    • Konuk Yazar
    • konuk.yazar@mushaberajansi.com
    • 30 Ekim 2018 - 14:46:03

Muaz Tanrıkulu’nun Kaleminden… 

Nedir aidiyet?

Bağlı olmak, irtibat kurmak, ilgi duymak, benimsemek, kendini bir şey ile ilişkilendirmek…

Yaratılmış olan her şeyin bir amacı vardır. Amacı olan her şeyin de mutlaka bir aidiyeti vardır. Her şey ait olduğu yere göre değer kazanır. Ait olduğu yerde oldukça işe yarar ve değerlidir. Yoksa değersizleşir.

Örneğin; Tohum toprakla buluşmazsa, ait olduğu yerde olmazsa çürür. Fakat tohum tanesi ait olduğu yeri bulursa yani toprağa düşerse, çimlenir, filizlenir,  dal budak saçar ve ağaç olur.

 “Aidiyet” duygusu insanoğlunun fıtratında olan önemli bir özelliktir. Belki de sosyalleşme ve toplumsallaşmada en önemli etkenlerden biridir diyebiliriz. İnsanlar sürekli bir yere ait olma (bağlı olma) eğilimi içinde ola gelmiştir.

İnsanların bu aidiyet duyguları:

Ya Ulusal aidiyet olmuştur. Kişi kendini bir devlete ait hissetmiştir

Ya Etnik aidiyet olmuştur. Kişi ırk, kabile veya aşirete bağlanmıştır.

Ya Mekânsal aidiyet olmuştur. Kişiler birbirlerine mekân hemşerilik özelliği ile bağlanmıştır.

Ya Durumsal (örgütsel) aidiyet olmuştur. Kişi bağlı olduğu kurumun gereklerini yapmıştır.

Ya da Dini aidiyet olmuştur. Kişiler dini duygular ile inanç etrafında bir araya gelmişlerdir.

Aidiyet, ait olma duygusu önemli kılan nedir?

Aidiyet toplum olmaktır. Aidiyet sayesinde insanlar bir araya geliyor ve toplum oluşturuyor. Eğer insanda bu duygu olmasa herkes bireysel yaşardı.

Aidiyet bir olmak, birlik olmak, güç olmak ve kuvvet olmaktır. Aidiyet yoksa insanlar birleşmez ve kuvvetli olmaz. Güçlü bir aidiyet bağı oluşturanları da kimse yıldıramaz.

Aidiyet güven duymaktır. Güven isteği, güvende olma isteği insanları bir araya getirir.

Aidiyet teslim olmaktır. Kişi ait olduğu aidiyet çeşidi her ne ise onun kurallarına ve kaidelerine uyar. Yoksa düzen olmaz.

Aidiyet terbiye olmaktır. Kişi kendini ait hissettiği yerin ahlakına göre ayarlar. Bir hayat sürer.

Aidiyet bir kimlik izharıdır. Kişi kendine benzeyenler ile bir araya gelir, ilgi duyar. Kişinin dinsel aidiyeti dini kimliğidir, etnik aidiyeti etnik kimliğidir…

Yukarıdaki sebeplerden dolayı insan sürekli bir yere aidiyet bağı ile bağlanmıştır.

Aidiyet çeşitleri içerisinde ise en önemlisi ve en etkilisi genel de dinsel aidiyet olmuştur. Din yani inanç insanları güçlü bir şekilde örgütlemiş, fedakârlık yaptırmış, toplum yaratmış.

Elhamdülillah bizlerde aidiyetimizin İslam olduğunu beyan ediyoruz. İslam’ın insanları nasıl birleştirdiği, nasıl güç yaptığı, ümmet yaptığı aşikârdır. Hz Peygamberden (s.a.v) ta Osmanlıya kadar insanlar İslam etrafında toplanmış dört bir kıtaya yayılmış. İslam ile tanışanlar, onu iyice tanıyanlar hemen kendi aidiyetini İslam’a vermişler. Ne zamanki bu inanç merkezli aidiyet duygusu zayıfla(tıl)dı işte o zaman da Osmanlının dağılışı başladı.

İlginçtir ki İslam düşmanları (özellikle Yahudiler) İslam’ın bu yükselişini insandaki bu inanç bağını, başka bir aidiyet bağı olan ulusal, etnik ya da mekânsal aidiyetleri öne çıkararak, pohpohlayarak, şirin göstererek engellemeye çalışmışlardır. Irkçılık hastalığı dünyaya bulaştırılmış. Ulus devlet ön plana çıkarılmıştır. Öyle ki Osmanlı’nın dağılışında etken rol insanların ırkçılık temelli aidiyetleri ön plana çıkarılması olmuştur.

Aidiyetimizin İslam’a ait olduğunu söyleyip bir kenara çekilmek yetmiyor. Unutulmamalıdır ki ‘’mensubiyet beraberinde mesuliyeti getirir.’’ Bir yere ait olduğunu söyleyen kişi o yerin şartlarını da kabul etmek ve uymak zorundadır. Yoksa uyumsuzluk olur.

Eğer ki;

>bir kurumda çalışan kurallara uymazsa atılır.

>Bir aileden olan görevini yapmazsa dışlanır.

>Bir guruba ait olan yerini bilmezse yol alamaz.

Aynen öylede eğer biz ‘’İnnalillah (Allah’a aidiz)’’ diyorsak yapacaklarımız vardır. İslam’ın kaideleri kuralları vardır. Rabbimizin bizden istekleri vardır. Sorumluluklarınız vardır unutmamalıyız.

“Mensup olan mesul olur” kaidesince İslam ile güçlenip, terbiyelenip, güven oluşturup, İslam’a teslim olup, İslami kimliğimizi izhar edip “İnna ileyhi raciun” (Allaha döneceğiz)  bilincinde yaşmalıyız.

Rabbimiz İslam’a aidiyetimizi kabul etsin

Allah’a aidiz ve yine ona döneceğiz…

  • Etiketler
tugra-reklam
KÖŞE YAZARLARI
Üzgünüm, anket şu an aktif değil!
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz